<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkü fm</title>
	<atom:link href="http://www.turku.tk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turku.tk</link>
	<description>Online Radyo Dinleme Adresiniz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 18:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>İsmail Hakkı Demircioğlu</title>
		<link>http://www.turku.tk/ismail-hakki-demircioglu.html</link>
		<comments>http://www.turku.tk/ismail-hakki-demircioglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 10:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[ismail Hakkı Demircioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[radyo dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[türkü dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü fm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü radyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turku.tk/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[İsmail Hakkı Demircioğlu Türk Halk Müziği&#8217;nin usta ismi İsmail Hakkı Demircioğlu, 1957 yılında Rize Pazar&#8217;da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve liseyi Pazar&#8217;da okuyan Demircioğlu, 1980&#8242;de İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuvarı, Temel Bilimler Bölümü&#8217;ne girdi, 1984&#8242;te mezun oldu. 1984 &#8211; 1986 yılları arasında Ruhi Ayangil&#8217;in Türk Müziği Orkestra ve Korosu&#8217;nda bas olarak çalıştı. Sanatçı, 1987&#8242;de Ruhi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ismail-hakki-demircioglu.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ismail-hakki-demircioglu-300x225.jpg" alt="" title="ismail-hakki-demircioglu" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-137" /></a></p>
<p><strong>İsmail Hakkı Demircioğlu</strong></p>
<p>Türk Halk Müziği&#8217;nin usta ismi İsmail Hakkı Demircioğlu, 1957 yılında Rize Pazar&#8217;da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve liseyi Pazar&#8217;da okuyan Demircioğlu, 1980&#8242;de İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuvarı, Temel Bilimler Bölümü&#8217;ne girdi, 1984&#8242;te mezun oldu. 1984 &#8211; 1986 yılları arasında Ruhi Ayangil&#8217;in Türk Müziği Orkestra ve Korosu&#8217;nda bas olarak çalıştı. Sanatçı, 1987&#8242;de Ruhi Su Dostlar Korosu&#8217;nda, Timur Selçuk ve Sarper Özsan&#8217;ın çalıştırdığı dönemde, yine bas olarak çalışmalara katıldı.<br />
Bu dönemde &#8220;Türkülerimiz&#8221; ve &#8220;Sırdaş Türküsü&#8221; isimli iki albüm çıkaran Demircioğlu, 1998&#8242;de &#8220;Gülün Kokusu Vardı&#8221; ve 2000&#8242;de &#8220;Anadolu Beşik&#8221; adlı albümlerde yakın dostu Erkan Oğur&#8217;a eşlik etti. &#8220;Anadolu Beşik&#8221; albümünde ağırlıklı olarak Doğu bölgesinin tınıları hâkim. Kul Hüseyin&#8217;in pek bilinmeyen nefes&#8217;i &#8220;Zamanede Bir Hal&#8221;, Pir Sultan Abdal&#8217;dan &#8220;Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla&#8221; Erkan Oğur&#8217;un yanık sesine pek yaraşan Elazığ yöresi türküsü &#8220;Bir Şuh -i Sitemkâr&#8221;, &#8220;Kul Ahmet&#8217;ten &#8220;Seher Yeli&#8221; gibi örneklerle albüm, geçmişin mucizesinin bugüne taşındığı bir mücevhere dönüşüyor.</p>
<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/erkan-ogur-ve-ismail-hakki-demircioglu.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/erkan-ogur-ve-ismail-hakki-demircioglu.jpg" alt="" title="erkan-ogur-ve-ismail-hakki-demircioglu" width="300" height="200" class="alignnone size-full wp-image-138" /></a></p>
<p>Karadeniz&#8217;de hüznün de var olduğunu hatırlatan Demircioğlu, son olarak da 2004 yılında, hüznün hakim olduğu solo albümü &#8220;Nasibolsa&#8221;yı çıkardı. Demircioğlu&#8217;nun uzun zamandır yapmayı düşündüğü albümde, sanatçının 20 yıl öncesinden başlayarak bestelediği 5 şiir, sözü ve müziği Bahar Alkaya&#8217;ya ait geleneksel karakterde bir deyiş yer alıyor. 12 parçanın yer aldığı albümde yine Alkaya&#8217;nın derlediği bir ağıt, Rize Çamlıhemşin / Çat&#8217;ta Servet Çamoğlu&#8217;ndan öğrendiği &#8220;Osman&#8217;ın Ağıtı&#8221; ile birlikte 4 halk türküsü bulunuyor.</p>
<p><strong>Nasibolsa</strong></p>
<p>Nasibolsa yine gitsem yaylaya<br />
Doya doya baksam suna boyluya<br />
Senin için yalvarırım mevlaya<br />
Belki seni bana yazar yaradan</p>
<p>Yüce dağ başında pınar gözüsün<br />
Sürüden seçilmiş körpe kuzusun<br />
Güzellerin başı yayla kızısın<br />
Belki seni bana yazar yaradan<br />
Ela göz üstüne eymedir kaşı<br />
Başına bağlamış bir telli poşu<br />
Talib&#8217;i Çoşkun der bulunmaz eşi<br />
Belki seni bana yazar yaradan</p>
<p>Albümde birçok ortak çalışmaya imza attığı sanatçı dostu Erkan Oğur&#8217;un da ağırlığı hissediliyor. Sanatçının albümünde gerek sesiyle gerekse enstrümanıyla Erkan Oğur&#8217;dan Birol Topaloğlu&#8217;na, Okan Murat Öztürk&#8217;den İbrahim Karaca ve Cem Aksel&#8217;e, &#8220;Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam&#8221; türküsünün bilinmeyen sözlerini gönderen Çorum eski valisi Atıl Uzelgün&#8217;e kadar birçok insanın emeği geçmiş. Albümde, tasavvuf şairi Yunus Emre&#8217;nin &#8220;Aşkından Yanar Yüreğim&#8221; şiiri, edebiyat dünyasında önemli yere sahip olan Sabahattin Ali&#8217;nin &#8220;Rüzgar&#8221; şiiri ve yine A. Kadir&#8217;in &#8220;Birinci oğluma Ninni&#8221; adlı dizeleri Demircioğlu&#8217;nun müziğiyle bütünleşmiş.</p>
<p><strong>TÜRKÜLERİN DOĞURDUĞU ANADOLU</strong></p>
<p>Bölgesel çeşitliliğiyle dikkat çeken albümünün kitapçığında Demircioğlu, çalışmalarında ve hayatında önemli bir yere sahip olan türküleri var eden Anadolu insanı için şunları söylüyor: &#8220;Bu kadar güzel türküler onları var etmiş olan Anadolu insanının gelecekte memleketimizi daha güzel, mutlu günlere taşıyacağına eminim. Türkülerin nasıl oluştuklarını, melodik, sözel, makamsal ritimsel, bölgesel çeşitliliğini, estetik yapılarının derin ve etkileyiciliğini düşündükçe Anadolu insanına hayretim ve saygım artıyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turku.tk/ismail-hakki-demircioglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feyzullah çınar</title>
		<link>http://www.turku.tk/feyzullah-cinar.html</link>
		<comments>http://www.turku.tk/feyzullah-cinar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 15:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Feyzullah çınar]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[radyo dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[türkü dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü fm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü radyo]]></category>
		<category><![CDATA[türküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turku.tk/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[Feyzullah çınar Feyzullah Çınar 1937 yılında Sivas Çamşıhı`nın Çamağa Köyü`nde doğmuş; tam beş yaşındayken almış eline bağlamayı&#8230; Şeyh Ahmet Yasevi`nin soyundan gelen ozan. Pir Sultan Abdal`ı, Kaygusuz`u, Virani`yi dinleyerek büyür; 14-15 yaşlarında ise iyi saz çalip, türkü söyleyen bir kişidir artık. Anadolu`nun o aman vermez çileli yaşamından büyük kente, İstanbul`a gelmesiyle başlayan zorlu yaşam öyküsü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/feyzullahcinar.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/feyzullahcinar.jpg" alt="" title="feyzullahcinar" width="235" height="235" class="alignnone size-full wp-image-130" /></a></p>
<p><strong>Feyzullah çınar</strong></p>
<p>Feyzullah Çınar 1937 yılında Sivas Çamşıhı`nın Çamağa Köyü`nde doğmuş; tam beş yaşındayken almış eline bağlamayı&#8230; Şeyh Ahmet Yasevi`nin soyundan gelen ozan. Pir Sultan Abdal`ı, Kaygusuz`u, Virani`yi dinleyerek büyür; 14-15 yaşlarında ise iyi saz çalip, türkü söyleyen bir kişidir artık.</p>
<p>Anadolu`nun o aman vermez çileli yaşamından büyük kente, İstanbul`a gelmesiyle başlayan zorlu yaşam öyküsü O`nu sazıyla daha da yakınlaştırmıştır. İstanbul`da girdiği işler doyurmaz aşığı, O gönlündeki aşkı. toplumsal çelişkileri paylaşmak ister diğer insanlarla. Tam da bu sırada birlikte olduğu dostları Feyzullah Çınar`a bir plak yapmak isterler. </p>
<p>Plağın bir yüzü Agahî Baba`nın &#8220;Fazilet&#8221; adlı deyişi, diğer yüzü Malatyalı Esirî`nin Şah Hüseyin`e mersiyesi&#8230; Yıl 1966; o yıllarda Alevi deyişlerini çalıp söylemek pek çok açıdan zor. Ama koca Çınar durur mu? Aldı mı sazı eline, vurdu mu sazın teline söyler Pir Sultan`dan, Viranî`den, Kul Himmet`ten&#8230; işte o gün bu gündür ait olduğu kültürün o güzel ürünlerini altmıştan fazla plağa okumuştur ozan. </p>
<p>1969 yılında Fransa`ya giden Çınar, Alevi-Bektaşi kültürü ve müziği üzerine Irene Melikoff`la birlikte konferanslara katılır, konserler verir. Bir çok Avrupa ülkesinde radyo programlarına katılır. Ozanın Fransa Radyo Televizyoncu ve Unesco tarafından iki long-play`i yayınlanır. </p>
<p>Feyzullah Çınar, Alevi-Bektaşi ozanlarının içinde kırsaldan kente göçmüş, ancak geleneksel kültüründen hiç bir şey yitirmeden sanatını uygulamış ender kişilerden biridir. O geleneksel kültürünü yaşatarak içinde bulunduğu toplumun sorunlarını dile getiren bir ozandır. O`nun sanat yaşamına baktığımızda koca Çınar`ın yine bir başka çınarın izinden gittiğini görürüz&#8230; Bu kişi Pir Sultan Abdal`dan başkası değildir. Pir Sultan`ı ve Pir Sultan geleneğini kendine kılavuz seçmiştir. O sazının telinden dökülen melodiler bin yıllık geleneğin sözcüsü gibidir. Pir Sultan deyişlerini sanki Çınar seslendirsin diye yazmıştır. Çınar deyişleri, öylesine yüksek bir sanat gücüyle icra eder, ve dilinden dökülen her sözün anlamı müzikle öylesine bütünleşir ki, yüzlerce yıllık Alevi kültürü ile binlerce yıllık Anadolu kültürlerinin sentezinden doğan bir ses çakılır kulaklarımıza. Feyzullah Çınar usta malı söyler deyişlerini. Yedi kutuplardan en çok Pir Sultan Abdal, Virani, Kul Himmet ve Hatayi`nin deyişlerini çalar ve okur. Geçmişle günümüz arasındaki köprü görevini üstlenmiş o ozanların işlevini Çınar`da da görürüz. Bu bakımdan günümüz ozanlarının deyişleri de O`nun için diğerleri kadar önemli, hatta kutsaldır. Kul Ahmet, Sefil İbrahim, Celalî kendi döneminin toplumcu ozanlarıdır ve bunların deyişleri Çınar`ın dilinde ve telinde ustaca yorumlanır. Feyzullah Çınar 1960`lı ve 70`li yılların toplumsal açıdan çileli, karamsar, tehlikeli ortamı içinde ozanlık yapmaya çabalar. Türkiye`yi bir uçtan diğer uca dört kez dolaşır. Halkına umut verir, yüreklendirir onları. Toplumcu deyişleri seslendirdiği için hapse atılır. Ancak yine söyler, yine çalar sazım&#8230; </p>
<p>1983 yılında daha 46 yaşındayken Çınar yaşama gözlerini kapatır. Ancak onun sesi bu toprağa gönül vermiş dostlarının kulağında yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Aşıklar ölmez imiş..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turku.tk/feyzullah-cinar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali ekber eren</title>
		<link>http://www.turku.tk/ali-ekber-eren.html</link>
		<comments>http://www.turku.tk/ali-ekber-eren.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 14:55:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[ali ekber eren]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[radyo dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[türkü dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü fm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü radyo]]></category>
		<category><![CDATA[türküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turku.tk/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Ali Ekber Eren 1956 yılında türkülerin harmanı olan Sivas’ın Divriği ilçesinin Sincan nahiyesinde doğdu. Sanat yaşamına ; bulunduğu yöre türkülerini dinleyerek , deyişler, semahlar okuyarak başladı. İlk ustası babası İbrahim Eren (AĞA DAYI); 86 yıllık yaşamının 60 yılını bağlama yaparak geçiren ve yörenin sayılı ozanlarındandı. Köyden şehire ilk göçlerinde toplumsal ,siyasal ve sosyal olaylar Ali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ali-ekber-eren.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ali-ekber-eren-300x238.jpg" alt="" title="ali-ekber-eren" width="300" height="238" class="alignnone size-medium wp-image-127" /></a></p>
<p><strong>Ali Ekber Eren </strong></p>
<p>1956 yılında türkülerin harmanı olan Sivas’ın Divriği ilçesinin Sincan nahiyesinde doğdu.<br />
Sanat yaşamına ; bulunduğu yöre türkülerini dinleyerek , deyişler, semahlar okuyarak başladı. İlk ustası babası İbrahim Eren (AĞA DAYI); 86 yıllık yaşamının 60 yılını bağlama yaparak geçiren ve yörenin sayılı ozanlarındandı.<br />
Köyden şehire ilk göçlerinde toplumsal ,siyasal ve sosyal olaylar Ali Ekber Eren’i yerel boyuttan kurtarıp ; PİR SULTAN ABDAL , MAHSUNİ ŞERİF’ , DAVUT SULARI ve RUHİ SU’ nun etkisinde bırakmıştır.Bu dört öncü ozanlar ALİ EKBER EREN ‘in sanat yaşamına kılavuz oldu. Çıraklığı babasının bağlama atölyesinde geçen ALİ EKBER EREN. onu dinlemekle ve sanatçı dostlarını tanımakla birlikte bağlamaya olan sevgisi de iyice pekişti.<br />
1980 yılına kadar Bağlama ile türküleri kendine çalıp söyleyen EREN ; “o yıllar benim emekleme dönemimdir”der. 12 eylül 1980 döneminden sonra Demokratik kitle örgütlerinin gecelerine katıldı.<br />
Kendi ürettiği türkülerini halkla beraber okuma zamanının geldiğine inanan EREN 1989 yılında ilk albümü olan DOSTLAR MUHABBETİ ni Hasret Gültekin , Abuzer Karakoç ve Hüseyin Aydın ile çıkardı. Sonraki yıllarda solo albümlerinden; TÜRKÜLERDE BİZ VARIZ , ANLAMADIM BU NE HALDI , DAĞLI YÜREK , EYLEM EYLE , VE BÖYLE KAL albümlerini çıkarmıştır.<br />
Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce etkinliklere katılmıştır.Kendine has sanat tarzıyla bütün kitlelerin beyenisini kazannıştır.<br />
“Sanat bir düşünce ve eylem alanıdır”. Diyen EREN “Bende sisteme : türkülerimle isyanlarımı ve tepkilerimi anlatmaya çalıştım. Diyor. Sanat araçtır.amaç olmamalıdır .Türküler sesli düşüncelerimizdir. Kültürel değerleri diri tutan , toplumsal bir rafinedir. Bir müzik üreticisinin kitlelere vereceği mesaj; yaşadığı çağın işlevini taşımıyorsa o kişi müzik üreticisi değildir.Türkü dinleyenler kadar türkü söyleyenleride çoğaltalımki korkular yok olsun ve demokrasi çabuk gelsin.<br />
Sanatçı yaşadığı çağı sorgulayandır. cağa tanık olandır.<br />
Şair derki “ KORKAK İNSANLARIN YİĞİT TÜRKÜLERİ OLMAZ., YİĞİT TÜRKÜLERİ DE KORKAK İNSANLAR SÖYLEYEMEZ.<br />
Evli ve iki çocuk babası olan EREN “hep böyle kalın,onurlu kalın “diyor..</p>
<p>Ali ekber eren&#8217;in türkülerinden örnekler;</p>
<p><strong>Ben aklımı gözlerine takmışım </strong></p>
<p>Çocukların bir masala kandığı gibi<br />
Ben de senin sözlerine kanmışım<br />
Güneşin yeryüzünü yaktığı gibi<br />
Ben de senin gözlerinde yanmışım </p>
<p>Gel bulut ol, yağ da biraz ıslandır<br />
Al başımı dizlerine yaslandır<br />
Delirmişim sev de beni uslandır<br />
Ben aklımı gözlerine takmışım </p>
<p>Geceme ay, gündüzüme biraz güneş sal<br />
Gururunla yaşam olur sen hep böyle kal<br />
Sermayem sevgimdir canım, onu da sen al<br />
Ben de seni şu yüreğime salmışım<br />
Ben aklımı gözlerine takmışım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turku.tk/ali-ekber-eren.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Kaya</title>
		<link>http://www.turku.tk/ahmet-kaya.html</link>
		<comments>http://www.turku.tk/ahmet-kaya.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 17:47:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet kaya dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya türküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[türkü dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü fm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü radyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turku.tk/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet kaya Ahmet Kaya (Doğumu: 28 Ekim 1957; Malatya &#8211; Ölümü: 16 Kasım 2000; Paris), Türkiye&#8217;de 1980 ve 1990&#8242;larda çıkardığı albümler ve verdiği konserlerle tanınmış, anne tarafından Türk, baba tarafından Kürt kökenli şarkıcı ve besteci. Hayatı 1957 yılında Malatyalı bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Babası Sümerbank mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. İlkokulu Malatya&#8217;da okudu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/Ahmet_Kaya.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/Ahmet_Kaya-208x300.jpg" alt="" title="Ahmet_Kaya" width="208" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-120" /></a></p>
<p><strong>Ahmet kaya</strong></p>
<p>Ahmet Kaya (Doğumu: 28 Ekim 1957; Malatya &#8211; Ölümü: 16 Kasım 2000; Paris), Türkiye&#8217;de 1980 ve 1990&#8242;larda çıkardığı albümler ve verdiği konserlerle tanınmış, anne tarafından Türk, baba tarafından Kürt kökenli şarkıcı ve besteci.</p>
<p><strong>Hayatı</strong></p>
<p>1957 yılında Malatyalı bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Babası Sümerbank mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. İlkokulu Malatya&#8217;da okudu. Müzikle altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. Okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başladı. Ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle 1972&#8242;de İstanbul Kocamustafapaşa&#8217;ya göç ettiler ve okulu bırakmak zorunda kaldı. </p>
<p>İşportacılık ve çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Bu dönemde küçük bir yerleşim yerinden büyük bir şehre taşınmanın ve alışmanın sıkıntılarını yaşadı. Bu sıkıntılarını bir belgeselde şöyle dile getirdi:<br />
« Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: &#8216;Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep&#8230;&#8217; Bana dedi ki: &#8216;Rica ederim.&#8217; Öyle bir ağrıma gitti ki: &#8216;Ben de sana rica ederim,&#8217; dedim.. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.»</p>
<p>Onaltı yaşında yasadışı afiş basmaktan hapse atıldı.</p>
<p> Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği&#8217;nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü söyledi. 1978 yılında Gelibolu&#8217;da askerlik yaptı, bu arada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu.</p>
<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ahmet_kaya-1.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ahmet_kaya-1-300x207.jpg" alt="" title="ahmet_kaya (1)" width="300" height="207" class="alignnone size-medium wp-image-121" /></a></p>
<p><strong>İlk profesyonel çalışmaları </strong></p>
<p>İşsizlik ve parasızlık sebebiyle ekonomik zorluklar çeker. Bu sırada eşi kendisinden ayrılır. Bu ekonomik sorunlarından kurtulmak umuduyla kendi deyimiyle &#8220;sistemin tersine hareket&#8221; ederek hapse girmeye çalışır. </p>
<p>Nihayetinde uzun uğraşılar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünü 1985 yılında yayımlar. İstanbul Şan Tiyatrosu&#8217;nda küçük bir konser verir. Yayımlandığı yıl albüm toplatılır fakat daha sonra sansürü kaldırılır. 1985&#8242;te ikinci albümü Acılara Tutunmak için birinci albümde olduğu gibi Değişim Stüdyosu&#8217;yla anlaşır. Stüdyonun sahibi, o sıralarda Metris Askeri Cezaevi&#8217;nde olan Selda Bağcan&#8217;ın kardeşidir. Cezaevinde tanıştığı Gülten Hayaloğlu ile Ahmet Kaya&#8217;nın tanışmasına aracılık eder.</p>
<p>Albüm yayımlandıktan sonra evlenirler. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkûm olan Nevzat Çelik&#8217;in Şafak Türküsü şiirini Ahmet Kaya&#8217;ya iletir. Böylelikle geniş kitlelerce tanınması sağlanan albüm, 1985 yılında yapılıp 1986&#8242;da piyasaya çıkan Şafak Türküsü olur. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan&#8217;la çalışır ve hemen hemen tüm besteleri kendisi yapar. Aynı yıl An Gelir albümünü yayınlar. 1987 yılında kızı Melis doğar.</p>
<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ahmetkaya.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ahmetkaya-300x256.jpg" alt="" title="ahmetkaya" width="300" height="256" class="alignnone size-medium wp-image-123" /></a></p>
<p><strong>Yusuf Hayaloğlu ile tanışma</strong></p>
<p>Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu&#8217;na ait olduğu Yorgun Demokrat adlı albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu&#8217;nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan Başkaldırıyorum albümü çıkar. Ardından 1989 yılında sadece bağlama ve vokalin oluşturduğu konserlerinden bir derleme olan Resitaller-1 yayımlanır. Aynı yıl Osman İşmen&#8217;in düzenlemesiyle, sözlerinin büyük çoğunluğunu Hayaloğlu&#8217;nun yazdığı İyimser Bir Gül albümü çıkar. 1990 yılında Resitaller-1&#8242;in devamı niteliğinde olan Resitaller-2 albümü yayımlanır. Aynı yılın Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan Sevgi Duvarı isimli albümünü çıkartır.<br />
Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştır.</p>
<p>Bu albümde yer alan Özgür Çağrı isimli şarkıda geçen Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım gibi sözler nedeniyle albümü toplatılır, konser vermesi yasaklanır.</p>
<p>1990 yılında Tatar Ramazan ve 1992 yılında Tatar Ramazan Sürgünde filmlerinin müziklerini yaptı. 1994 yılında prodüksiyonunu Gülten Kaya ve Yusuf Hayaloğlu&#8217;nun yaptığı, Kanal D&#8217;de yayınlanan Ahmet Abi&#8217;nin Vapuru programını yapar. Bu program sadece 13 hafta sürer. Bu programa Nihat Akgün&#8217;ün katılması ve JET-PA&#8217;nın sponsorluğunu yapması büyük eleştiriler alır.</p>
<p><strong>Müzikal tarzı</strong></p>
<p>İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Ahmet kayanın tarzı pop, Türk halk müziği ve arabesk kategorilerine tam olarak dahil edilemediği için özgün müzik denilmeye başlandı.</p>
<p>Kendisi müzik tarzının devrimci arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıktı.</p>
<p>Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber, Attilâ İlhan, Can Yücel,Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemiştir. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleler işlenir. Toplam yirmiiki albümünde sadece bir Kürtçe şarkısı (Karwan) vardır ve bir tane de Kürtçe açılış bulunur.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde Ruhi Su ile tanışıp Mahsus Mahal isimli türküyü çaldığı zaman, Ruhi Su bağlamanın bu şekilde, at teper gibi çalınmayacağını söyler. Yıllar sonra Ahmet Kaya bir konserinde bağlama çalarken bu olaya nüktedan bir gönderme yaparak &#8220;Bağlama böyle de çalınır,&#8221; der.</p>
<p><strong>Hakkındaki suçlamalar</strong></p>
<p>Müzik kariyeri boyunca bölücülük yaptığı iddialarıyla birçok albümü toplatıldı ve konserleri iptal edildi. 10 Şubat 1999&#8242;da Magazin Gazetecileri Derneği&#8217;nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: &#8220;Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.&#8221; dedi. Bunun sözleri üzerine davetlilerin bir kısmı tepki gösterip, küfür etmeye ve kendisine çeşitli eşyalar fırlatmaya başladılar.</p>
<p>Ahmet Kaya, MGD görevlileri tarafından kongre salonundan olağan koşullarda dışarıya çıkartıldı.</p>
<p>Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya&#8217;nın 1993 yılında Berlin&#8217;de Kürt İşadamları Derneği&#8217;nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanması üzerine &#8220;Bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği&#8221; iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi&#8217;nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı.</p>
<p>Haziran 1999&#8242;da Türkiye&#8217;den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.<br />
1999 yılında Münih&#8217;de PKK yanlıları tarafından düzenlenen konserde ‘‘Arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım’’ dediğini iddia eden Hürriyet Gazetesi haberi için hakkında DGM tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı.</p>
<p>9 Şubat 2000 yılında Zaman Gazetesi&#8217;ne yaptığı röportajda &#8220;Ben 3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim dedim&#8221; diyerek yalanladı.</p>
<p>1999&#8242;da Almanya&#8217;nın Münih şehrindeki Barış, Demokrasi ve Özgürlük Festivali isimli organizasyonda söylediği ve içinde &#8220;Kürdüz Ölene Kadar, Vallahi biz dostu özledik, Kürdüz sonuna kadar, Vallahi Apo&#8217;yu özledik&#8221; sözleri geçen şarkısı nedeniyle eleştirildi. Daha sonraları Gülten Kaya yaptığı bir açıklamada Ahmet Kaya&#8217;nın Apo&#8217;nun PKK mensuplarına yaptığı silah bırakma çağrısı üzerine bu şarkıyı yaptığını söyledi.</p>
<p>1999 Mart ayında Ordu Valiliği, Ahmet Kaya&#8217;nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı.</p>
<p>Ahmet Kaya, yasal suçlamaların yanı sıra çeşitli kesimlerce lüks içinde yaşarken yoksulluk edebiyatı yapmakla suçlandı.</p>
<p>Bu eleştirilerle ilgili olarak yöneltilen bir soruya şu şekilde yanıt verdi:<br />
“	Benim hiç &#8216;Mercedes&#8217;im olmadı. Şimdiki arabam &#8216;Mercedes&#8217;den daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. Salaklaşmamak lazım bunlar önemli şeyler, yani&#8230; Biz insanların yoksulluğunu savunmadık, bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk&#8230; Yani ben cipe binsem &#8216;Mercedes&#8217;e binsem bunlar önemli şeyler midir? Ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum, bu önemli&#8230; Tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. Bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım. Artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez&#8230;	”</p>
<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/Pere_Lachaise_Ahmet_Kaya_mezar.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/Pere_Lachaise_Ahmet_Kaya_mezar-225x300.jpg" alt="" title="Pere_Lachaise_Ahmet_Kaya_mezar" width="225" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-124" /></a></p>
<p><strong>Ölümü</strong></p>
<p>Ahmet Kaya&#8217;nın Père Lachaise Mezarlığı&#8217;ndaki kabri, Paris.<br />
Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris&#8217;in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi.</p>
<p><strong>Cenaze merasimi Paris Kürt Enstitüsü&#8217;nde yapıldı.</strong></p>
<p>Ölümünden sonra, 2002 yılında Ahmet Kaya&#8217;nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği Dinle Sevgili Ülkem isimli bir albüm yapılmış , Magazin Gazetecileri Derneği&#8217;nin gecesinde duyurduğu Kürtçe Karwan (Kervan) parçasının ve klibinin de bulunduğu Hoşçakalın Gözüm, Biraz da Sen Ağla albümü yayımlandı. Père-Lachaise mezarlığı bulunan mezarı 2003 yılında tekrar düzenlendi. Mezar ağırlığının yaklaşık 3,5 ton olduğu söylenmektedir. Üzerine kardelen motifleri, enstrümanlar, Kastamonu yazması, İstanbul silueti, şarkı sözleri ve büstünün bulunduğu bir mezardır.</p>
<p>Kalsın Benim Davam. ve Gözlerim Bin Yaşında (Aralık 2006) adlarında dört albümü daha yayınlanmıştır.</p>
<p>4 Eylül 2007&#8242;de, Türkiye&#8217;de kendi ismine açılan tek yer olan, Ahmet Kaya Halk Evi Batman&#8217;da açıldı.</p>
<p>2009 yılında AKP hükümetince mezarının Paris&#8217;ten Türkiye&#8217;ye taşınması konusunda fikirler ortaya atıldı.</p>
<p>Ahmet Kaya&#8217;nın kabri halen Paris&#8217;in Père Lachaise Mezarlığı&#8217;nda yer almaktadır.</p>
<p><strong>Diskografi</strong></p>
<p>Ana madde: Ahmet Kaya diskografisi<br />
1984: Ya Rıza Şimdi<br />
1985: Ağlama Bebeğim<br />
1985: Acılara Tutunmak<br />
1986: An Gelir<br />
1986: Şafak Türküsü<br />
1987: Yorgun Demokrat<br />
1988: Başkaldırıyorum<br />
1989: Resitaller-1<br />
1989: İyimser Bir Gül<br />
1990: Resitaller-2<br />
1990: Sevgi Duvarı<br />
1991: Başım Belada<br />
1992: Dokunma Yanarsın<br />
1993: Tedirgin<br />
1994: Koçero (Selda Bağcan ile)<br />
1994: Şarkılarım Dağlara<br />
1995: Beni Bul<br />
1996: Yıldızlar ve Yakamoz<br />
1998: Dosta Düşmana Karşı<br />
2001: Hoşçakalın Gözüm</p>
<p><strong>Ölümünden Sonra Yayınlanan Albümler</strong></p>
<p>2001: Hoşçakalın Gözüm<br />
2002: Dinle Sevgili Ülkem<br />
2003: Biraz da Sen Ağla<br />
2005: Kalsın Benim Davam<br />
2006: Gözlerim Bin Yaşında<br />
2010: Ülkemde Son Turnem</p>
<p><strong>Kitapları</strong> </p>
<p>Ahmet Kaya resimli biyografi kitabı- Yağmurlu Ülkenin Sürgün Konuğu (Gam Yayınları)<br />
Ferzende Kaya &#8211; Başım Belada (Gam Yayınları)<br />
Ferzende Kaya &#8211; Serê min Ketiye Belayê (Kürtçe), Weşanên Gam / Gam Yayınları, İstanbul, Mayıs 2003. ISBN 975-98900-1-1<br />
Ahmet Kaya şarkılarının nota ve gitar akorları &#8211; Ahmet Kaya Nota Kitabı 1 (Gam Yayınları)<br />
Ahmet Kaya şarkılarının nota ve gitar akorları &#8211; Ahmet Kaya Nota Kitabı 2 (Gam Yayınları) ISBN 975-98900-3-8<br />
Ahmet Kaya şarkılarının nota ve gitar akorları &#8211; Ahmet Kaya Nota Kitabı 3 (Gam Yayınları)<br />
Ahmet Kaya şarkılarının nota ve gitar akorları &#8211; Ahmet Kaya Nota Kitabı 4 (Gam Yayınları)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turku.tk/ahmet-kaya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özcan Türe</title>
		<link>http://www.turku.tk/ozcan-ture.html</link>
		<comments>http://www.turku.tk/ozcan-ture.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 19:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Türe]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Türe dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Türe türküleri]]></category>
		<category><![CDATA[radyo dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[türkü dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü fm]]></category>
		<category><![CDATA[Türkü radyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turku.tk/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Özcan Türe ÖZCAN TÜRE, 1973 İstanbul doğumlu; ama aslında Erzurum Aşkaleli.Evli ve iki çocuk babası. Dokuz yaşında sazla,sözle,davulla,zurnayla tanıştığını söylüyor.Büyük üstadları kendisine örnek alarak ve onları dinleyerek,sabırla çalışarak,türküleri yüreğinin derinliklerine katarak bir aşk gibi benimsediğini söylüyor. ÖZCAN TÜRE&#8217;nin bu yolda etkilendiği büyük üstadlar ise;ARİF SAĞ,MUSA EROĞLU,DAVUT SULARİ,ALİ EKBER ÇİÇEK,ERDAL ERZİNCAN gibi büyük ustalar olmuş. ÖZCAN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ozcan-ture.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ozcan-ture-210x300.jpg" alt="" title="ozcan-ture" width="210" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-115" /></a></p>
<p><strong>Özcan Türe</strong></p>
<p>ÖZCAN TÜRE, 1973 İstanbul doğumlu; ama aslında Erzurum Aşkaleli.Evli ve iki çocuk babası. Dokuz yaşında sazla,sözle,davulla,zurnayla tanıştığını söylüyor.Büyük üstadları kendisine örnek alarak ve onları dinleyerek,sabırla çalışarak,türküleri yüreğinin derinliklerine katarak bir aşk gibi benimsediğini söylüyor.</p>
<p>ÖZCAN TÜRE&#8217;nin bu yolda etkilendiği büyük üstadlar ise;ARİF SAĞ,MUSA EROĞLU,DAVUT SULARİ,ALİ EKBER ÇİÇEK,ERDAL ERZİNCAN gibi büyük ustalar olmuş.</p>
<p>ÖZCAN TÜRE için türkü demek bağlamanın sesi demek &#8220;DOĞRU YAŞAMAK DEMEK,HAYATA DOĞRU BAKMAK DEMEK&#8221; yani kısacası HALKIN DUYGULARI demek.ÖZCAN TÜRE asıl sanat hayatına askerden sonra başlamış.Askerden önce ise çok fazla saz çalıp türkü söylememiş.Daha çok askerden döndükten sonra profesyonel anlamda saz çalıp türkü söylemeye başlamış ve bu mesleği kendisine iş edinmiş.Hatta o dönemlerde ailesine yük olmayıp düğün salonlarında saz çalarak harçlığını kazanmaya başlamış.</p>
<p>ÖZCAN TÜRE&#8217;ye ilk bağlamasını 1989 senesinde saygı değer babası almış.Ve ÖZCAN TÜRE bu bağlamasını kaybetmiş.Ondan sonra ki bağlamasını ise kendi alın teriyle kendi kazancıyla çalışarak 1990 senesinde 6.5 milyona yaptırmış.Daha o zamanlar ÖZCAN TÜRE 17 yaşındaymış.Hatta o bağlamanın parasını bile 50 bin lira 50 bin lira 100 bin lira 100 bin lira vererek ödemeye çalışmış.Bağlamanın 5 milyonunu vermiş ve son 1.5 milyonu eksik kalmış.Ve o gün onun için çok önemli olan bi konsere gitmesi gerekiyormuş.Cebinde de parası olmadığı için İstanbul&#8217;da taa MUSTAFA KEMAL&#8217;den Ümraniye&#8217;ye kadar yürüyerek gitmiş.Ve bağlamasını yapan Bekir ustaya durumu izah etmiş.Bekir usta da bu durumu büyük bir saygıyla karşılayarak &#8220;AL KARAOĞLAN&#8221;diyerek bağlamayı ÖZCAN TÜRE&#8217;ye teslim etmiş.Hatta o günden bugüne ÖZCAN TÜRE&#8217;nin ilk alın teri el emeği olduğu için o bağlama ÖZCAN TÜRE için çok önemlidir ve halen de evinde saklanmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.turku.tk/wp-content/ozcan-ture2.jpg"><img src="http://www.turku.tk/wp-content/ozcan-ture2-267x300.jpg" alt="" title="ozcan-ture2" width="267" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-116" /></a></p>
<p>ÖZCAN TÜRE sanat yaşamında bağlamadan başka zurna ve ney gibi üflemeli çalgılarda çalmaktadır.ÖZCAN TÜRE sanat yaşamından öncede alnının teriyle inşaatlarda,konfeksiyonlarda,yağlı boya dekorasyonlarında da çalışarak kendi ayakları üzerinde durmuş.ÖZCAN TÜRE&#8217;nin gerçek anlamda sanat yaşamı bir vesile gerekçesiyle gerçekleşmiş.1999 yılında türkü üstadlarından İsmail Özden,ÖZCAN TÜRE&#8217;yi dinlemeye gitmiş.Ve ÖZCAN TÜRE&#8217;nin sesini ve yorumunu çok beğenmiş ve bu vesileyle dostlukları başlamış.</p>
<p>O sıralarda İsmail Özden&#8217;in aklında bir &#8220;MUHABBET ALBÜMÜ&#8221; fikri yatmaktaymış.Ve birgün ÖZCAN TÜRE&#8217;ye bu teklif sunulmuş.Tabiki ÖZCAN TÜRE içinde böyle bir başlangıç yapmak çok önemliymiş ve teklifi kabul etmiş.Ve halkla ilk buluşması ve ilk profesyonel anlamda çalışması böyle gerçekleşmiş.Daha sonra ÖZCAN TÜRE bu albümde ki başarısıyla dikkat çekmiş ve 2004 yılında solo albümü olan ve yol göstericiliğini ARİF SAĞ&#8217;ın yaptığı,müzik yönetmenliğini ise bir bağlama virtüözü olan ERDAL ERZİNCAN&#8217;ın yaptığı&#8221;SÜRGÜN SEVDAM&#8221;albümü ile türkü sevenlere ve türkü dostlarına yürek dolusu sevgisi,saygısı,anadolu efendiliği,türküleri yüreğinden okşamasıyla bütün türkü dostlarına MERHABA dedi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turku.tk/ozcan-ture.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

